-
Önceleri önemsizdi belki, ama artık değil. Hem de herkes bunun bilincinde: Siz, hissedarlarınız ve en önemlisi, müşterileriniz. Faaliyetleriniz dünyayı kirletiyor. Sizin dünyanızı: Soluduğunuz havayı, balık tuttuğunuz denizi, sebzenizin ekildiği toprağı. “Çevre kirliliği” sizden uzakta gerçekleşen, soyut bir olgu değil artık. Sizin çevreniz kirleniyor… Yakın çevreniz.
Şaşıracaksınız belki, ama sizi rakamlara boğmayacağız. Siz rakamları bizden iyi biliyorsunuz (ne de olsa üretim tesisi sizin).
Biz size, o rakamları nasıl azaltacağınızı göstereceğiz: Atmosfere saldığınız tonlarca CO2’yi, tükettiğiniz tatlısu miktarını, sorumsuz ve haris bir şirket olduğunuzu düşünen insan sayısını.
Peki birlikte neler yapabiliriz?
- Üretim sürecinizde doğaya hesap verebilirlik ilkesini gözönüne alan, çevreye ve insana saygılı bir üretim manifestosunun belirlenmesi
- Bu süreçte oluşacak CO2 emisyonlarını temiz teknolojiler yardımlarıyla bertaraf etmek; böylece küresel iklim değişikliğine katkıda bulunmamanızı sağlamak.
- Hammadde kaynaklarının akılcı seçimi, tedarik zinciri oluşturma ve etiketleme süreçlerinde tam şeffaflık ve enerji-etkin teknolojilerin benimsenmesiyle faaliyetlerinizin doğa üzerindeki etkisini azaltabiliriz. Ürünleriniz için “beşikten-mezara” değil, “beşikten-beşiğe” prensibini benimsemenizi sağlayabilir, üretimi açık uçlu bir süreçten ziyade, dairesel bir sürece çevirebiliriz.
- İçiniz pek ferah sayılmaz, değil mi? Yani ürünlerinizin içi: Genetiği değiştirilmiş organizmalar, suni tatlandırıcılar, doğala özdeş aromalar… İnsanlar tabaklarına koyulana “nimet” deyip geçmez oldular.
Giderek kirlenen gıda sektörü içinde, temizliği ile bilinen bir şirket olmak istemez misiniz? Rakipleriniz, maliyet kısmak adına ürünlerine katacak yeni zehirler ararken, siz küçük ölçekli üretim, biyo-çeşitlilik, etiketlemede tam şeffaflık gibi kavramları benimsiyor olmak istemez misiniz?
Peki birlikte neler yapabiliriz?
- Sürdürülebilir bir gıda politikası oluşturmanızı sağlayabiliriz. Hammadde seçiminde sorumluluk sahibi olmanızı, su kaynaklarını tüketmeyen, temiz işleme yöntemleri benimsemenizi ve tarım alanlarını korumanıza yardımcı olabiliriz.
- Yüksek verim yerine sağlıklı ve yeterli gıda arzının sağlandığı politikaların hayata geçirilmesine katkıda bulunabiliriz.
- Sadece tüketen değil, üretebilen, herkesin üretici olabileceği toplulukların oluşturulmasına yardımcı olabiliriz.
- Hastaneler, klinikler, ilaç fabrikaları, eczaneler ve tüm bunları besleyen altyapı – bir arada dünya varlıklarının önemli bir kısmını tüketiyorlar. “Tüketmeliler de,” diyecektir çoğu insan, ama bunu daha yüksek çevre bilinciyle yapamaz mı? Bizce yapabilir.
İlaç sanayinin genel özellikleri, enerji yoğunluğu fazla işlemler içermesi, atıklarının kimi zaman zehirli olması ve temiz su kaynaklarını çokça tüketmesidir. Ayrıca sektör kimi zaman sosyal sorumluluğu ikinci plana attığı için eleştirilir.
Benzer şekilde hastaneler ve klinikler önemli tüketim merkezleridirler. Operasyon ve bakımları için çokça enerji ve temiz su gerekir. Kimi hastane ve klinikler, hastalar için iç açıcı mekanlar sağlayamadıkları için eleştirilirler. Ekolojik mimari prensiplerine göre tasarlanacak hastane binaları, hasta memnuniyetini hissedilir biçimde artıracaktır.
Peki birlikte neler yapabiliriz?
- İlaç sektöründe faaliyet gösteren firmalar için, kapsamlı bir çevre stratejisi oluşturabiliriz. Bu strateji kapsamında, yenilenebilir enerji kullanımı, atık ısı geri kazanımı, bina otomasyonu, yağmur suyu ve gri su geri kazanımı gibi konuları ele alabiliriz.
- Hastane ve polikliniklerin ekolojik mimari prensiplerine uygun tasarım ve iç mekan tasarımını gerçekleştirebilir, böylece hastalarına daha sağlıklı ortamlar sağlamalarına yardımcı olabiliriz.
- Hasta emniyeti, temizlik ve müşteri memnuniyetinden ödün vermeden daha çevreci bir operasyon modeli yaratmanızı sağlayabiliriz.
- Binalar hem inşa edilirken, hem de kullanımları süresince çevreyi kirletirler. Küresel ölçekte bakıldığında, çevre kirliliğine yol açan sektörler arasında, inşaat sektörü ve bu sektörün “ürünleri” (yani binalarımız) açık ara başı çekmekteler. Ne kadar açık arayla? mı diyorsunuz? %50 – 60 desek?
Özetle, doğanın korunması, enerji tasarrrufu ve sera gazı salımının azaltılması gibi konular söz konusu olduğunda, inşaat sektörü ilk akla gelen sektörler arasında.
Peki birlikte neler yapabiliriz?
- İster yeni inşaat, ister mevcut bina yenilemelerinde, binanızı daha ekolojik hale getirmenize yardımcı olabiliriz. Ekibimiz ekolojik mimarlık, enerji verimli mekanik sistemler, yenilenebilir enerji üretimi ve yeşil bina sertifikasyon sistemleri konusunda uzmanlar barındırmaktadır.
- Hem yeni hem mevcut binalar için LEED ve BREEAM sertifikasyonu.
- Enerji denetimi, enerji modellemesi, yenilenebilir enerji fizibilite çalışması v.b. danışmanlık hizmetleri.
- Jet uçaklarının bıraktığı beyaz, bulutsu kuyruklarda ne bulunur? Doğru bildiniz: Sera etksi yaratan gazlar, hem de bolca miktarda. Üstelik bu irtifada salınan sera gazları, deniz seviyesinde salınan gazlara göre çok daha zararlı.
İşte size birkaç rakam: Normal bir gidiş-dönüş trans-atlantik uçuşta kişi başına salınan CO2 miktarı 2 ton civarında. Bu kadar çok CO2’nin soğurulması için 17 yetişkin ağacın tam bir sene boyunca fotosentez yapması gerekiyor.
Üstelik bu sadece uçaklardan salınan CO2. Turislerin kullandığı arabaları, trenleri, hatta yük hayvanlarını düşünün (evet, yük hayvanları da CO2 salıyor). Buna bir de oteller, moteller, ve diğer turistik tesisleri ekleyin. Turizmin doğal çevreye oldukça yüklü bır maliyet çıkarttığını göreceksiniz.
Peki birlikte neler yapabiliriz?
- CO2 emisyonu azaltımak için ağaç dikmek yeterince etkili değil – söz konusu ağaçların karbon soğuracak büyüklüğe ulaşması yıllar alacak. Ağaç dikmek isteyenler yine dikebilirler, tabii. Biz de yeşillikler içinde yaşamayı seviyoruz. Ama ağaç dikme konusuna gelince, biz güneş ağacı dikmeyi tercih ediyoruz.
- Otel, motel ya da turistik tesisinizin daha çevreci olmasını sağlayabiliriz. Enerji ihtiyacınızı azaltmanız, yenilenebilir enerji kaynaklarından enerji üretmeniz, ve güvenlik ve hijyenden ödün vermeden, yağmur suyu ve gri su kullanımına yönelmenizi sağlayabiliriz.
- Bas bas, “ben çevreci bir kurumum” diye bağırmanızı sağlayabiliriz. Hem de size hiç finansal yük getirmeden. (Hatta daha fazla kazanç bile sağlayabilirsiniz). Bir düşünün: Oda fiyatlarınıza sadece 1 avro ekliyorsunuz. Müşteriniz bu 1 avronun yenilenebilir enerji kaynaklarından enerji üretmek ve CO2 azaltmak için kullanılacağını biliyor. Alın size satış noktası
- İnsan nesli olarak çevreye verilen zararın çoğundan maalesef biz sorumluyuz. Neyse ki bu zararı azaltmanın kolay ve etkili bir yolu var: Eğitim.
Bugünkü yöneticilerin çoğu çocukluklarını “çevre kirliliği dönemi”nde geçirdiler. O zamanlar insanlar çevrenin her tür kötü muameleyi kaldırabileceğini düşünüyorlardı. Ama bugünün çocukları çevrenin ne kadar kırılgan olduğunun farkındalar.
Dünyanın geleceği için, tüm enerjimizi bu yeni nesil üzerinde odaklamalıyız.
Peki birlikte neler yapabiliriz?
- Eğitim kurumunuzda çevre, enerji tasarrufu, yenilenebilir enerji, su tasarrufu, ekolojik mimarlık gibi konuları içeren bir müfredat oluşturmanıza yardımcı olabiliriz.
- Güneş okulları projemizin parçası olabilirsiniz.
- Kurumunuzun daha çevreci ve enerji etkin hale gelmesini sağlayabiliriz. Yenilenebilir enerji kullanımı, kojenerasyon, bina otomasyonu, yağmur suyu ve gri su toplama sistemleri ve benzerleri konusunda size bilgi verebiliriz. Ekolojik, sağlıklı bir binada eğitim gören öğrencileriniz hem daha mutlu olurlar, hem performansları artar.
- Finans sektörü için çok parlak bir dönem olduğu söylenemez. Kredi piyasaları daralma eğilimi içinde; para politikacılarının tüm çabalarına rağmen yeterli likidite yaratılamıyor. Ancak tüm bu olusuzlukların içinde hızla büyüyen sektörler var: Yenilenebilir enerji ve ekolojik mimari.
Bu sektörlerde kredi ihtiyacı son derece yüksek. Projelerin çoğu da düşük risk ve yüksek getiri potansiyeli taşıyor.
Özetle, finans sektörünün “yeşilciler”le tanışmasının tam vakti. İşbirliği potansiyelimiz çok yüksek.
Peki birlikte neler yapabiliriz?
- Portföyümüzde bir dizi, kaya gibi sağlam, finansman bekleyen projeler var. Bunların bazıları TemizDünya tarafından geliştirildi, bazılarıysa çözüm ortaklarımıza ait. Ancak hepsinin ortak bir özelliği var: Az riskle piyasa ortalamasının oldukça üzerinde getiri potansiyeli.
- “Yeşil kurum” olmak isteyen finansal şirketler için bir dizi, uygulaması kolay çözümümüz var. Bunlar binanızın çatısına küçük bir fotovoltaik sistem kurulumundan, merkez binanızın tümüyle ekolojik açıdan elden geçirilmesine kadar geniş bir yelpazeye yayılabilir.
- Günümüzde yenilenebilir enerji sektörünün önündeki en önemli engellerden biri küçük projeler için mikro-finansman bulunamaması. Dünyanın pek çok yerinde yenilenebilir enerji fiyatları (örneğin güneş ve rüzgar enerjisi) şebeke elektriğiyle başa baş gelmiş durumda. Yenilenebilir enerjinin geniş kitlelerce benimsenmesindeki en önemli engellerden biri ilk kurulum maliyetlerinin yüksek olması. Mikro-finansman ile bu engel aşılabilir.
- Halkın doğru (veya yanlış) yönlendirilmesinde medyanın rolü büyük. Buna ek olarak, ünlü kişiler halk için önemli rol modelleri teşkil ediyorlar.
Bu bağlamda, sosyal sorumluluk sahibi medya kanalları, çevre bilinci konusunda halkı eğitmeyi bir öncelik haline getiriyor.
Peki birlikte neler yapabiliriz?
- Sizin için, çevre bilincini artıran medya kanalları yaratabilir ve bunlara içerik sağlayabiliriz. TemizDünya içerik sağlamak konusunda çok tecrübeli bir kadroya sahiptir. En temel seviyeden, akademik seviyeye kadar geniş bir yelpaze içinde içerik üretimi yapılır.
- Halen sürmekte olan ve sürekli geliştirdiğimiz sosyal sorumluluk ve çevre bilinci projelerimiz bulunmaktadır. Sizin amaçlarınızla örtüşen bir projemiz mutlaka vardır. Bu projelerde katılımcı / çözüm ortağı / veya destekçi olarak yer alabilirsiniz.
- “Yeşil kurum” olmak isteyen medya şirketleri için bir dizi, uygulaması kolay çözümümüz var. Bunlar binanızın çatısına küçük bir fotovoltaik sistem kurulumundan, merkez binanızın tümüyle ekolojik açıdan elden geçirilmesine kadar geniş bir yelpazeye yayılabilir.
- Doğruya doğru: Ulaşım enerji demek, hem de çokça enerji. Bir jet uçağını yerden kaldırıp seyir irtifasına çıkartmak için 12 ton yakıt gerekiyor. Bu, 15 orta büyüklükteki evin bir yılda yaktığı yakıta eşit. Bu kadar yakıtın yanmasıyla ayrıca atmosfere neredeyse 27 ton CO2 salınıyor. Bu sizin için anlamsız bir rakam mı? Şöyle açıklayalım: Bu kadar CO2’yi soğurmak için 230 yetişkin ağacın bir sene boyunca fotosentez yapması gerekiyor.
Kimileri halen kullanımda olan yakıt canavarı arabalar da eşit derecede kötü. 1990’larda imal edilmiş spor arazi araçları (SUV) genellikle 100 km.’de 20 litrenin üzerinde benzin yakıyorlar. Böyle bir araçla yılda 25 bin km. yol yapan bir kişi yılda neredeyse 6 ton yakıt yakarak 13 tondan fazla CO2 salımına neden olur.
Buna karşın, çok daha az enerji tüketen, genellikle daha düşük maliyetli, hem de kimi zaman daha hızlı ulaşım araçları var.
Peki birlikte neler yapabiliriz?
- Yolculuk miktarını en aza indirgemeniz için stratejiler geliştirmenize yardımcı olabiliriz. Kesinlikle şart olan yolculuklarda da, en uygun ulaşım türü konusunda size çözüm üretebiliriz.
- Yüksek karbon salınımlı ulaşım türlerini tercih etmek zorunda kaldığınızda. Açığa çıkan karbonu telafi etmeniz için yöntemler önerebiliriz. Halen sürmekte olan ve sürekli geliştirdiğimiz sosyal sorumluluk ve karbon telafi projelerimiz bulunmaktadır. Sizin amaçlarınızla örtüşen bir projemiz mutlaka vardır. Yoksa size özel proje dahi geliştirebiliriz.
- Kurum olarak daha çevreci ulaşım türlerine yönelmenizi (örneğin yürümek, bisiklete binmek ya da elektrikli araç kullanmak) sağlayabilir, bu ulaşım türlerini yaygınlaştırmanıza yardımcı olabiliriz.
- İşte kendini gerçekten temizlemesi gereken bir sektör. Enerji sektörü fosil yakıtlarının bir numaralı tüketicisi konumuda. Böylelikle, sera gazı salımında en büyük paya sahip.
Yakın zamana kadar çoğu kişi yenilenebilir enerjiye anlamlı bir geçiş yapılmasının ekonomik açıdan mantıklı olmadığını, hatta böyle bir geçişin imkansız olduğunu düşünüyordu. Ancak Japonya ve Avrupa’da yaşanan trajik olaylar bu iki bölgede nükleer enerjiden vazgeçme sürecini başlattı. Diğer ülkeler ve bölgeler de aynı yola gireceğe benziyorlar.
Diğer yandan, fosil yakıt tüketimini de benzer bir gidişat bekliyor. Ancak burada tercihten ziyade zorunluluk söz konusu. Dünya, mevcut seviyelerdeki petrol üretimini sürdürmekte zorluk çekiyor. Gelecekte artan enerji ihtiyacının fosil yakıtlardan karşılanma ihtimaliysa son derece düşük. ABD gibi ekonomisini fosil yakıtlar üzerine kurmuş ülkeler dahi yavaş yavaş yenilenebilir enerjiye sığınmaya başladılar. En azından bu ülkelerin belirli bölgeleri. Örneğin Kaliforniya’da 2009’da üretilen elektrik enerjisinin %11,6’sı yenilenebilir kaynaklardan elde edildi.
Peki birlikte neler yapabiliriz?
- Portföyü fosil yakıt santralleriyle yüklü bir enerji şirketiyseniz, yenilenebilir enerji santrallerine yönelmenizi sağlayabiliriz.
- Fizibilitesi düşük yenilenebilir enerji projeleriniz fizibil hale getirmenizi sağlayabiliriz. Projenizi sosyal sorumluluk projeleriyle harmanlayabilir, karbon finansmanından faydalanmanızı sağlayabilir, ya da farklı yenilikçi yöntemler kullanarak normalde gerçekleşmeyecek projenizi gerçekleşir hale getirebiliriz.
- Elektrik dağıtım şirketleri, belediyeler, büyük yerleşkeler için akıllı şebeke uygulamaları gerçekleştirebiliriz. Böylece enerji tasarrufu sağlayabilir ve kullanılan enerjinin nereye gittiğini tam olarak ölçüp denetlemenize katkıda bulunabiliriz.